Çarşamba, Şubat 01, 2006

Tutum geliştirmek-Prof. Dr. İsmet Barutcugil

Yenibir.com daki yazısıdır.

İş ortamında ya da özel yaşantınızda işleriniz ve ilişkileriniz istediğiniz gibi gitmiyorsa bunun nedenlerini öncelikle kendinizde arayın ve her şeyden önce tutumunuzu gözden geçirin. İşlerinizdeki başarısızlığın, ilişkilerinizdeki olumsuzlukların ve duyduğunuz huzur ve güven eksikliğinin çok önemli bir kısmı kişisel tutumunuzdan kaynaklanıyor olabilir.
Tutum; insanın kendisine, çevresine, işine, ilişkilerine, diğer insanlara, kısaca dünyaya bakışıdır. Bir diğer ifadeyle, insanlara ve olaylara zihinsel olarak nasıl bir pencereden baktığıdır. Tutum, gerek işi gerek özel yaşamı ve dolayısıyla, elde edilen tüm sonuçları belirleyici olan bir insan özelliğidir.
Her insanın farklı bir bakış açısı, yani farklı bir tutumu olabilir. Kalıtımsal, çevresel ve eğitsel faktörler ve yaşam deneyimleri başta olmak üzere tutumu etkileyen çok değişik etkenler vardır. Her insanın yaşamında farklı etkenler bulunduğundan tutumlar arasında farklılıkların olması da son derece doğaldır. İnsanların benzer tutumlar içinde olması beklenemez, ancak, genel bir eğilim olarak tutum olumlu ve olumsuz olmak üzere iki ana grupta ortaya çıkar.

Olumlu tutum içinde olanlar, kendilerine ve çevrelerindeki insanlara değer verirler, işlerini önemserler, sorumluluklarını bilirler ve sürekli iyileştirme yönünde kendilerine yatırım yaparlar. Bunlar, öğrenen, üreten, yaratan, bütünleştiren, uygulayan insanlardır. Başkalarına yardım ederler, girişken ve atak davranırlar, çatışmaları yönetmeyi ve ekip çalışmasını bilirler. Olumlu tutum, iç motivasyonu destekler, çalışma istek ve heyecanını pekiştirir, zorlukların daha kolay aşılmasını sağlar. Hedeflerin yüksek olmasını, cesareti ve umudun sürekli canlı tutulmasını kolaylaştırır.
Diğer taraftan olumsuz tutum içinde olanlar, sürekli eleştiri, şikâyet ve suçlama sarmalında işlerini ve ilişkilerini sürdürmeye çalışırlar. Kimseye ve bu arada kendilerine de değer vermezler, her işlerinin ters gittiğini, her insanın kötü olduğunu düşünürler. Olumsuz tutum içinde olanlar, genellikle başarılı olamazlar, başarılı olmak ta istemezler. Başkalarının başarılarını da kıskanırlar. Senaryolar, komplo teorileri üretirler. Sürekli olarak güvensizlik, huzursuzluk duyguları ve yüksek gerilim içinde yaşarlar. Bazı durumlarda; acizlik, tükenmişlik, yabancılaşma duygularını yaşayacak, depresyon belirtileri gösterecek düzeylere kadar gidebilirler.

İş yaşamında, hangi düzeyde olursa olsun iyi bir çalışanın olumlu zihinsel tutum içinde olması beklenir. Etkili liderlik ve takım çalışması bunu gerektirir. Bu nedenle iş sahiplerinin, insan kaynakları yöneticilerinin eleman seçerken ve çalışanları üst basamaklara yükseltirken bilgi ve beceriden çok tutum değerlendirmesi yapması ve ona göre karar vermesi gerekir. Bilgi ve becerideki yetersizliklerin giderilmesi çok daha kolaydır. Ancak, tutum bozuklukları çok daha ciddi sorunlara yol açabilir, var olan bilgi ve becerinin kullanılmasını da engelleyebilir.
Tutum bulaşıcıdır. Organizasyonlarda özellikle liderin ve üst yöneticilerin tutumları tüm çalışanları etkiler ve kurum ikliminin niteliğini belirler. İşleri ve ilişkileri etkileyen tutumlar genellikle tepe yöneticinin tutumuna bağlı olarak oluşur. Eğer yönetici, olumsuz zihinsel tutum içinde ise o organizasyonda korku, endişe, stres, kıskançlık, dedikodu, savunmacı davranışlar yaygınlaşacaktır. Sürekli eleştirilme ve suçlanma korkusu, çalışanların hatalarını gizlemelerine, birbirleriyle uğraşmalarına ve yönetimle çatışmalarına neden olacaktır. Eğer, bir organizasyonda bu gibi durumlar gözleniyorsa ve bu bir sorun olarak görülüyorsa ilk bakılacak ve çözüm aranacak nokta üst yöneticilerin tutumları olmalıdır.

Tutumun değiştirilmesi veya geliştirilmesi zordur, ancak imkânsız değildir. Özellikle, bazı etkileyici yaşam deneyimleri, insanın kendisini sorgulamasını ve ciddi değişimlere karar vermesini sağlayabilir. Ancak, burada önemli olan nokta değişime kişinin karar vermesi ve eyleme geçmesidir. Hiç kimse, kendisi istemediği sürece bir başkasının tutumunu değiştiremez. Tutum; öğrenme, kişisel gelişim ve olgunlaşma süreci içinde zamanla değişebileceği gibi trafik kazası ya da kalp krizi gibi ciddi bir hastalık sonrasında ani bir kararla da değiştirilebilir. Ancak, istenmeyen ve olumsuz sonuçlar veren bir tutumu değiştirmek için bir kazanın ya da krizin yaşanmasını beklemek gerekmez. Akılcı bir insanın kendisini sağduyu ile gözden geçirmesi, sorgulaması ve daha iyi olabilecek yönlerini belirlemesi mümkündür. Aslında bunu her insan yapabilir ve yapmalıdır. Prof. Dr. İsmet Barutcugil 1950'de Gaziantep'te doğdu. İlköğrenimini Malatya'da, liseyi İstanbul Vefa?da tamamladı. 1971?de İ.Ü. İktisat?ı bitirdi. 1975?te İktisat Doktoru, 1987?de Profesör oldu. Yazarın Uludağ Üniversitesi yıllarından sekiz kitap, dört bilimsel ödül ve 50 makalesi var. 1989?da RCBA Danışmanlık?ı kurdu. 1992?de DOOR Training temsilcisi oldu. Eğitim ve danışmanlık verdiği alanlar arasında; yönetim, insan kaynakları ve kişisel gelişim var. Barutcugil, evli ve üç çocuk babası.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home